İsminiz

    Şifreniz

 

  

Dini Sohbet  odalarımızla

Huzuru bulacaksınız

 

     Türkiye’nin Sohbet eğlence sitesi DiniSohbet.Gen.Tr  her hakkı saklıdır. Google’da  dini islami sohbet  dini chat sohbet  Dini Sohbet indir  islami sohbet  dini sohbet  islami chat  dini chat  dinisohbet  islamisohbet  islam  din  islami sohbetler  dini sohbetler  islami site  islam chat sohbet indir

Yazan: admin Tarih: Eylül 29, 2009

1-) Soru : Siyer nebi ne demektir?

Cevap : Hz.Peygamberimizin hayatını anlatan ilimdir.

Soru : Arabistan yarımadasının en önemli ve kutsal şehri hangisidir?

Cevap : Mekke-i Mükerremedir.

Soru : Kabe-i Muazzamayı buğünkü bulunduğu yere kim inşa etmiştir?

Cevap : Hz.İbrahim ve oğlu Hz. İsmail inşa etmiştir.

Soru : O dönemde Mekkenin en önemli maddi sebebi ne idi?

Cevap : Ticaret merkezi olması idi.

Soru : Kabe’ye bakma vazifesi kime aitti,ve bu vazifeler nelerdir?

Cevap : Hz.İsmail’in sülalesine ait idi.
( Vazifeler:HİCABET,SİKAYE,RİFADE,NEDVE,LİVA,KIYADE
-HİCABET:kabe’nin anahtarlarını elinde bulundurmak.

-SİKAYE:kabe’ye ziyarete gelen hacıların suyunu tedarik etmek zemzem kuyusuna bakmak.

-RİFADE:gelen hacıları ağarlamak barındırmak.

-NEDVE:toplantılara başkanlık etmek.

-LİVA:bayraktarlık vazifesi.

-KIYADE:kumandanlık vazifesi. )

Soru : Zemzem kuyusu müşrikler tarafından doldurulunca,kuyuyu kimler temizledi

Cevap : Abdulmuttalip ile oğlu Haris temizledi.

Soru : Abdulmuttalib’in kaç oğlu vardır?Tarihte meşhur olanları sayın

Cevap : Abdulmuttalibin 13 oğlu vardır.Meşhur olanları Ebu Talip,Abdullah,Hamza,Abbas,Ebu Lehebdir.

Soru : Kabe-i Muazzamayı yıkmaya çalışan kimdi?

Cevap : Habeş valisi Ebrehe’dir

Soru : Ebrehenin ordusunu helak eden şey nedir?

Cevap : ebabil kuşlarıdır

Soru : Kabe’ye saldıran Ebrehenin vakasını,Kur’anı Kerimin hangi suresi izah eder?

Cevap : Kur’anı Kerim de bu olayı FİL suresi izah eder.

Soru : FİL vakası kaç tarihinde vuku bulmuştur?

Cevap : FİL vakası(miladi 571)yılın da yani Peygamberimizin doğumundan 50 gün önce olmuştur.

Soru : Peygamberimiz kaç tarihinde ve hangi ayda dünyaya teşrif etmiştir?

Cevap : :(miladi 571) yılında ,Rebiulevvel ayının 12.gecesi pazartesi günü dünyaya teşrif etmiştir

Soru : Peygamberimizin doğduğu gece vukuu bulan olaylar(hadiseler)nelerdir?

Cevap : iranda kısra’nın sarayının sutunları yıkıldı.mecusilerin 1000 yıldan beri yaktıkları ateş söndü.seva gölü battı.

Soru : Peygamberimiz kimin soyundandır ?

Cevap : Hz.İbrahim a.s soyundandır

Soru : Mekkede çocuklar niçin süt annelere verilirdi?

Cevap : mekkenin havası sıcaktı ve çocuklara yaramadığı için.

Soru : Ebrehenin ordusunu helak eden şey nedir?

Cevap : Ebabil kuşlarıdır

Soru : Kabe’ye saldıran Ebrehenin vakasını,Kur’anı Kerimin hangi suresi izah eder?

Cevap : Kur’anı Kerim de bu olayı FİL suresi izah eder

Soru : Peygamberimizn süt annesi kimdir?

Cevap : Halime Hatundur

Soru : Peygamberimizin süt kardeşi kimdir?

Cevap : Hz. Şeyma dır.

Soru : Peygamberimizin süt olan halime hatunun kocası kimdir?

Cevap : Hz. haristir

Soru : Peygamberimiz süt annesinin yanında kaç yıl kaldı?

Cevap : 5 yıl kaldı.

Soru : Peygamberimizin annesi Hz. amine’nin hizmetçisi kimdir?

Cevap : ümmü eymen dir.

Soru : Peygamberimizin annesi nerede vefat etti?

Cevap : medinenin 23 mil cenubuna düşen ebva köyünde vefat etti.

Soru : Peygamberimiz devri hayatında en sert düşmanı kimdir?

Cevap : ebu leheb ve ebu cehil dir.

Soru : Peygamber efendimiz annesinin vefatından sonra kimin yanında kaldı?

Cevap : dedesi Abdulmuttalib’in yanında kaldı.

Soru : Peygamber efendimiz dedesinin himayesinde kaç yıl kaldı?

Cevap : dedesinin yanında 2 yıl kaldı

Soru : Peygamberimiz 8 yaşından sonra kimin himayesine girmiştir?

Cevap : Ebu talib’in himayesine girmiştir.

Soru : Peygamberimiz amcası ebu talib ile ticaret maksadı ile ilk gittiği yer neresidir?kaç yaşında idi?

Cevap : şam’ın büsra kasabasıdır.13 yaşında idi.

Soru : Peygamberimizi görünce ileride peygamber olacağını sezen papaz kimdir?

Cevap : Bahiradır.

Soru : Ficar harbi neye derler?

Cevap : haram aylardır(MUHARREM,RECEP,ZİL’KADE,VE ZİL’HİCCE)aylarında savaş yapıldığı için buna ficar harbi denir.

Soru : Peygamberimizin bizzat iştirak ettiği ficar harbi kaç yıl sürdü?

Cevap : 4 yıl sürmüştür

Soru : Peygamber efendimiz ticaret için büyük bir kervan ile kaç yaşında,kiminle nereye gitmiştir?

Cevap : 25 yaşında hz.haticenin kölesi meysere ile suriyeye gitmiştir.

Soru : Peygamberimiz kaç yaşında ve ilk kiminle evlendi?

Cevap : 25 yaşında hz. hatice ile evlendi

Soru : Peygamberimizin nikahı nerede kıyıldı?

Cevap : hz.haticenin evinde kıyıldı.

Soru : Peygamberimizin nikahı kıyılırken vekilleri kşmlerdi?

Cevap : Peygamberimizin ki ebu talib, hz. haticenin ki varaka bin nevfel dir.

Soru : Peygamberimizin nikahını kim kıydı?

Cevap : hz. varaka kıydı.

Soru : mekkeliler peygamberimize ne ad vermişlerdi?

Cevap : muhammed-ül emin adını verdiler.

Soru : peygamberimize bu ismin verilmesinin sebebi nedir?

Cevap : her zaman her yerde ve her işte doğru olmasıdır.

Soru : peygamberimizin kaç çocuğu olmuştur ve isimleri nelerdir?

Cevap : 3 oğlu 4 kızı olmuştur.oğullarının ismi;kasım abdullah ibrahim. kızlarının ismi;zeynep rukiyye ümmü gülsüm ve fatıma

Soru : Bu evlatları hangi hanımdandır?

Cevap : ibrahim hariç diğerleri hz.haticedendir.

Soru : Peygamberimizin künyesi nedir?

Cevap : ebul-kasım dır.

Soru : Peygamberimizin künyesinin ebul-kasım olmasının sebebi nedir?

Cevap : ilk çocuğu hz.kasım olduğu için.

Soru : Hz.osman’a zinnureyn denmesinin sebebi nedir?

Cevap : peygamberimizin iki kızı (rukiyye ve ummugülsüm)ile evlendiği için.

Soru : peygamberimizin en büyük kızı hz. zeynep kiminle evlenmiştir?

Cevap : ebu as ile evlenmiştir

Soru : peygamberimizin en küçük kızı olan hz. fatıma kiminle evlenmiştir?

Cevap : hz. ali ile evlendi.

Soru : peygamberimizn sülalesi ehlibeyt kimin neslinden gelmektedir?

Cevap : hz.ali ile hz fatıma nın neslinden gelmiştir

Soru : peygamber efendimizin vefatından sonra kalan evladı kimdir?

Cevap : hz. fatıma r.anhümadır.

Soru : peygamberimize peygamberlik kaç yaşında verildi?

Cevap : 40 yaşında iken verildi.

Soru : peygamberimize kaç tarihinde peygamberlik verildi?

Cevap : miladi 610 yılının ramazan ayında verildi.

Soru : peygamberimize peygamberlik verilmeden önce hangi dine göre ibadet ederdi?

Cevap : hz.ibrahimin dini olan hanif dinine göre ibadet ederdi.

Soru : tahannüs neye denir?

Cevap : peygamberimize ait olan bir tefekkür,ibadet ve düşüncedir

Soru : peygamberimize ilk vahiy nerede gelmiştir?

Cevap : hira mağarasında gelmiştir.

Soru : peygamberimize ilk gelen ayet nedir?

Cevap : alak suresinin ilk ayetleri gelmiştir.

Soru : peygamberimizin peygamberliğini ilk kabul eden kimdir?

Cevap : hz. hatice validemizdir.

Soru : ilk müslümanlar kimlerdir?

Cevap : kadınlardan;hz.hatice,erkeklerden;hz.ebu bekir,kölelerden;bilal-i habeşi,çocuklardan;hz.ali dir.

Soru : peygamberimiz,kureyşlilerin islamiyete karşı oldunu bildiği için dinini kaç yıl gizli tutmuştur?

Cevap : 3 yıl gizli tutmuştur.

Soru : en çok eza ve cefaya uğrayan müslümanlar kimlerdir?

Cevap : umeyye ibni halefin kölesi olan bilal-i habeşi,ammar ibni yasir,ammarın annesi sumeyye,demircilik le meşgul olan ve müslümanların sayısı 7 iken müslümanlığı kabul eden habbab b.eret,safvan ibni ümeyyenin kölesi ebu fukeyhe(lübeyne,mehdiyye,zinnire,ve ümmü abistir)

Soru : Peygamberimize en çok düşmanlık eden müşriklerin ele başları kimdir?

Cevap : peygamberimizin öz amcası ebu leheb ve karısı ümmü cemil,ebu cehil,velid ibni muğire,ebu sufyan umeyye ibni halef as ibni vail dir.

Soru : hz. ömer kaç yaşında müslüman oldu?

Cevap : 33 yaşında müslüman oldu.

Soru : hz. ömer müslümanlığı kabul ettiğin de peygamberimiz nerede idi?

Cevap : dar’ul-erkam da idi.

Soru : hz. ömer hz. hamzadan kaç gün sonra müslüman oldu?

Cevap : 3 gün sonra müslüman oldu.

Soru : hz. ömer müslümanlığı kabul edince müslümanların sayısı kaça çıktı?

Cevap : 40′a çıktı

Soru : müslümanlar haremi şerif te ilk namazı ne zaman kıldılar?

Cevap : hz. ömer müslüman olduktan sonra.

Soru : müslümanlar baskı ve zulum artınca nereye hicret ettiler?

Cevap : ilk önce habeşistana sonra medineye hicret ettiler

Soru : habeşistana hicert eden müslümanların sayısı kaçtır?

Cevap : 11 erkek 4 kadın olmak üzere 15 kişi hicret ettiler.

Soru : senetu’l-hüzün(hüzün yılı neye denir?

Cevap : ebu talib’in vefat yılıdır.

Soru : Peygamberimizin öz amcası olan ebu talib kaç yaşında vefat etti?

Cevap : 80 yaşında vefat etti.

Soru : peygamberimizin ilk zevcesi hz.haticenin kız kardeşi kimdir?

Cevap : hz.haler.anhümadır

Soru : islamiyetin en acıklı olaylarından olup peygamberimizin saldırıya uğradığı olay nedir?

Cevap : taif yolculuğudur

Soru : peygamberimiz taif e kiminle gitti?

Cevap : sadık kölesi hz. zeyd ile gitti.

Soru : peygamberimizin şairi kimdir?

Cevap : hz.hasan r.anhadır.

Soru : peygamber efendimiz müşrikleri islama daver için hangi panayıra giderdi?

Cevap : ukaz,mecenne,zulmecaz panayırlarına giderdi.

Soru : peygamber efendimizin islama davetini kabul etmeyen başlıca kabileler hangisidir?

Cevap : kinde,kelb,amir oğullarıdır

Soru : bu kabilelerin memleketi neresi idi?

Cevap : taif tir.

Soru : bu kabilelerin islamı kabul etmemelerinin sebebi ne idi?

Cevap : taif bağlık bahçelik bir yerdi.havası güzeldi.mekkelilerin sayfiye yeriydi.müslüman olurlarsa:mekkelilerin taife gelmeme korkusu vardı,ibadet ettikleri LAT ismindeki put taif te olduğu için kaybedilecek ti,ziyaretçiler azalacak maddi istifadeleri bozulacaktı.

Soru : miraç neye denir?

Cevap : yükseğe çıkmaya,yücelmeye denir

Soru : İSRA ne demektir ?

Cevap : geceleyin yol almak gece yolculuğu demektir.

Soru : peygamberimizin miracı ne zaman vuku bulmuştur?

Cevap : bazı rivayete göre hicretten 3 yıl bazı rivayete göre 1,5 yıl önce vukuu bulmuştur.

Soru : 1.kat;hz.adem (as)2.kat;hz yahya ve isa(as)3.kat;hz.yusuf(as)4.kat;hz.idris(as)5.kat;hz.harun(as)6.kat;hz.musa(as)7.kat;hz.ibrahim(as)mı görmüştür.

Cevap : 1.kat hz.adem (as) 2. kat hz yahya ve isa (as) 3.kat hz. yusuf (as) 4. kat hz.idris (as) 5. kat hz. harun (as) 6.kat hz.musa(as) 7.kat hz.ibrahim (as) mı görmüştür

Soru : peygamber efendimize sidretül-münteha makamın da kaç şey verildi?

Cevap : 3 şey verildi.

Soru : bunlar nelerdir?

Cevap : 1;bakara suresinin sonu (amenerrasülü) 2;ümmetinden allah’a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi 3;mirac hediyesi olarak 5 vakit namaz.

Soru : ebu bekir (as)a sıddık ünvanı ne zaman verildi?

Cevap : peygamberimizin mirac hadisesinde tereddütsüz kabul ettiği zaman verilmiştir.

Soru : peygamberimizn mekke hayatı kaç sene sürdü?

Cevap : 13 sene sürdü.

Soru : medinenin eski adı nedir?

Cevap : yesrib dir.

Soru : peygamber efendimizin medine hayatı kaç sene sürdü?

Cevap : 10 sene sürdü.

Soru : peygamberimiz kaç sene peygamberlik yaptı?

Cevap : 23 sene peygamberlik yaptı?

Soru : medinedeki arap müşrikleri hangi kabilelerden oluşuyordu?

Cevap : evs ve hazreç kabilelerinden oluşuyordu

Soru : medinelilerden ilk müslüman olan kimdir?

Cevap : şair olan samit oğlu süveyd tir.

Soru : HZ.samit oğlu süveyd ne zaman müslüman oldu?

Cevap : hac mevsimin de mekkeye gittiğin de kureyşten yardım isteyen hazreçlilerden muas oğlu ilyastan kuran-ı kerim dinledikten sonra müslüman oldu.

Soru : buas savaşı neye denir?

Cevap : medine-i münevverede hazreç ile evs kabileleri arasın da olan kavgaya denir.

Soru : hazreçlilerden ilk müslüman olanlar kimdir?

Cevap : esad bin zurare,rafi b. malik, avf b haris,kutbe b amir, ukbe b. amir, haris b. abdullahdır.

Soru : Akabe biatının esasları nelerdir?

Cevap : allah’a şirk koşmamak,hırsızlık yapmamak,yalan ve iftiradan sakınmak,peygambere karşı gelmemektir.

Soru : BİAT neye denir?

Cevap : islam esaslarına and içmektir

Soru : peygamberimiz medinelilere islam dinini öğretmek için kimi gönderdi?

Cevap : ilk müslüman olanlardan hz. musab’ı gönderdi.

Soru : 2.akabe biatı ne zaman ve kaç kişi arasında oldu?

Cevap : bi’setin 13.yılında medineden mekkeye ziyarete gelen ikisi kadın olmak üzere 75 kişi arasınsa oldu.

Soru : 2.akabe biatının önemi ve ehemmiyeti nedir?

Cevap : medineli müslümanların islama kucak açmaları,mekkeli müslümanların medineye yerleşme imkanları,müslümanların dinlerini çekinmeden yaşama ve yaşatma imkanına kavuşmalarıdır.

Soru : müşrikler peygamber efendimizin mübarek vucudunu ortadan kaldırmak için karar verdikleri yer neresidir?

Cevap : darun nedvedir

Soru : peygamberimiz mekkeden medineye hicret etmeden evvel kendisinde bulunan emanetleri kime emanet etti?

Cevap : hz. ali ye devretti

Soru : peygamberimiz hicret sırasında hangi mağraya gizlendiler?

Cevap : sevr mağrasına gizlendiler.

Soru : peygamberimiz mekkeden medineye kiminle hicre ett.?

Cevap : hz.ebu bekir ile hicret etti.

Soru : peygambermiz,hz. ebu bekir ile mağarada iken yiyecek getiren kimdir?

Cevap : hz. ebu bekirin oğlu abdullahtır.

Soru : peygamberimiz hicret sırasında iken mağrada ne kadar kaldı?

Cevap : 3 gün 3 gece kaldı.

Soru : peygamberimiz hicret esnasında iken müşrikler peygamberi bulana ne vaad ettiler?

Cevap : 100 deva vaad ettiler.

Soru : peygamberimiz sevr mağrasında iken müşriklerin mağraya girmesini engelleyen şey neydi?

Cevap : mağranın önündeki örümcek ağı ile yuva yapan güvercindir.

Soru : peygamberimiz hicret sırasında iken yol hazırlığı yapan kimdir?

Cevap : zatü-n-nitkayn lakabı ile bilinen hz. ebu bekirin kızı esmadır.

Soru : peygamber efendimiz cennette çift kemerle mukafatlandıracağını müjdelediği hanım kimdir?

Cevap : peygamberimizin devesine azık torbasını asmak için belindeki kemeri ikiye bölen ve birini beline,diğerini azık torbasına bağlayan hz. ebu bekirin kızı esma dır.

Soru : peygamber efendimizin hicreti kaç gün sürdü?

Cevap : 7 gün sürdü.

Soru : peygamberimiz hicret sırasında ilk istirahatini nerede yaptı?

Cevap : medineye 1 saat mesafede bulunan küba denilen terde yaptı.

Soru : hz.ali peygamberimizden kaç gün sonra hicvret etti?

Cevap : 3 gün sonra hicret etti.

Soru : peygamberimizin yaptırdığı ilk mescidin adı nedir?

Cevap : kuba mescidi dir.

Soru : peygamberimiz kuba da kaç gün kaldı?

Cevap : 10 gün kaldı.

Soru : peygamberimiz kubadan medineye ne gün hicret etti?

Cevap : cuma günü hicret etti.

Soru : cuma namazı farz kılınınca ilk nerede kılındı?

Cevap : peygamberimiz kubadan medineye giderken,(beni salim)yurdunda eda etti

Soru : peygamberimiz medinede kimin evinde misafir oldu?

Cevap : hz. halid ebu eyyub el ensarinin evin de misafir oldu

Soru : müslümanların ilk kıblesi neresidir?

Cevap : kudüsteki beyt-i mukaddestir.

Soru : ilk ezanı muhammediyeyi kim okudu?

Cevap : hz.bilali habeşi r.anha okudu

Soru : ezan neye denir?

Cevap : namaz vaktinin geldiğini ilan eden ve dini özgürlüğün alametidir.

Soru : peygamberimizin zevcesi hz.sevde ile küçük kızı hz.fatıma yı medine ye getiren kimdir?

Cevap : sadık kölesi hz zeyd dir.

Soru : peygamberimiz hz.aişe ile kaç yıl evli kaldı?

Cevap : 9 yıl evli kaldı

Soru : hicretin 1.yılında önemli olaylar nelerdir?

Cevap : cuma namazı farz kılındı,mescid-i nebevi yapıldı,ezanı muhammedi meşru kılındı,muhacirlerle ensar arasında kardeşlik kuruldu,yahudilerle anlaşma yapıldı,hz. aişenin düğünü yapıldı.

Soru : seriye neye denir?

Cevap : müfrezelere denir

Soru : bedir savaşı ne zaman yapılmıştır?

Cevap : hicretin 2.yılı ramazan ayında yapılmıştır.

Soru : bedir neresidir?

Cevap : medineye 80 mil mesafedeki bir köydür

Soru : müslümanlar la müşrikler arasında ilk harp nerede yapılmıştır?

Cevap : bedir de yapılmıştır

Soru : bedir savaşında müslümanların ve müşriklerin sayısı kaçtı?

Cevap : müslümanların sayısı 300, mekkeli müşriklerin sayısı 1000 kişidir.

Soru : mekkeli müşrikler kaç ölü kaç esir verdiler?

Cevap : 70 ölü 70 esir verdiler

Soru : ebu cehil hangi savaşta öldü?

Cevap : bedir savaşında öldü.

Soru : ebu leheb ne zaman ve niçin öldü?

Cevap : bedir savaşında müşriklerin mağlub olmasını hazmedemedği için kahrından öldü

Soru : hicretin 2. yılında önemli olaylar nelerdir ?

Cevap : bu yılda 1;savaşa izin verildi 2;kıble beyti mukaddesten mescidi harama çevrildi 3;oruc farz kılındı 4;zekat farz kılındı 5;sadaka-ı fıtır emrolundu 6;bayram namazı vacip kılındı 7;hz. ali ile hz. fatıma evlendi.

Soru : hz ali ile hz fatıma evlendiklerin de kaç yaşında idiler?

Cevap : hz. ali 21 hz. fatıma 18 idi.

Soru : uhud harbi ne zaman yapıldı?

Cevap : hicretin 3. yılı, miladi 625 tarihinde yapıldı.

Soru : uhud savaşında müslümanların ve müşrüklerin sayısı kaçtı?

Cevap : müslümanların 700,müşriklerin 3000 kişi idi.

Soru : hz hamza ne zaman ve kim tarafından şehit edildi?

Cevap : uhud savaşında vahşi tarafından şehit edildi.

Soru : uhut harbin de hz. hamzanın ciğerini dişleyen kimdir?

Cevap : ebu sufyanın karısı hind dişledi.

Soru : uhut harbin de müslümanlar kaç şehit verdi?
Cevap : 70 şehit verdi.

Soru : hicretin 3. yılın da vukuu bulan olaylar nelerdir?

Cevap : 1;hz.alinin oğlu hz hasanın dünyaya gelmesi 2;peygamberimizin hz ömerin kızı hafsa ile evlenmesi 3;hz osmanın 1.zevcesi olan rukiyyenin vefat etmesi ve yine peygamberimizin kızı olan ümmü gülsüm ile evlenmesi vukuu bulmuştur.

Soru : peygamberimizin zevcelerinin adları nelerdir?

Cevap : hz.hatice, hz.sevde,hz.aişe,hz.hafsa,hz.zeynep binti cahş,hz.cüveyriye,hz.ümmü habibe,hz.safiyye,hz.meymune ve hz.marye-i kıbtıye r.a validelerimizdir

Soru : müslümanlar mekkeden ayrıldıktan kaç yıl sonra kabeyi muazzamayı ziyarete gittiler?

Cevap : 7 yıl sonra.

Soru : rıdvan biatı neye denir?

Cevap : medineden gelen müslümanların mekkede bir ağacın altındA PEYGAMBERİMİZE yaptıkları biattır.

Soru : peygamberimiz 1400 kişi ile medine den mekkeye kabe-i muazzamayı ziyarete geldin de kureyşliler le yaptığı anlaşmanın adı nedir?

Cevap : hudeybiye andlaşması.

Soru : hudeybiye andlaşmasının şartları nelerdir?

Cevap : 1;müslümanlar bu yıl ziyaretten vazgeçip medineye döneceklerdi. 2;gelecek yıl mekkeye gelecekler di fakat 3 günden fazla kalamayacaklar 3;müslümanlar silahsız gelecekler4;müslümanlar mekkede ki müslümanları götüremeyecekler fakat kalmak isteyen medineli müslümanlar mekkede kalabilir di 5;mekkeli müslümanlardan veya müşriklerden biri medineye girecek olursa geri çevrilecek,medinelilerden mekkeye girecek olursa teslim edilecek.

Soru : peygamberimizin mührü neden yapılmıştır?

Cevap : gümüşten yapılmıştır.

Soru : halid bin velid ile hz amr ne zaman müslüman olmuşlardır?

Cevap : hicretin 7. yılında kabeyi muazzamayı ziyaret sırasında.

Soru : müslümanlar la rumlar arasındaki ilk harp nrede oldu?

Cevap : suriyede bulunan mute de

Soru : :hicretin 8. yılında3000 kişilik bir ordu ile mute de rumlar la savaşmak için suriye ye hareket eden islam ordusunun kumandanı kimdir?

Cevap : azatlı bir köle olan haris oğlu hz. zeyd dir.

Soru : mutede savaşan islam ordusu ile müşriklerin sayısı kaçtır?

Cevap : müslümanların sayısı 3 bin müşriklerin sayısı 100 bin dir.

Soru : raci olayı neye denir?

Cevap : eshab-ı suffadan bi zatın şehit edilmesine denir.

Soru : bir-i mauna faciası neye denir?

Cevap : eshab-ı suffadan 40 zatın şehit edildiği olaya denir.

Soru : mekke ne zaman feth edilmiştir?

Cevap : hicretin 8.yılı ramazan ayında miladi 630 da fethedildi.

Soru : ebu sufyan ne zaman müslüman oldu?

Cevap : :mekkenin fethin de müslüman oldu.

Soru : mekkenin fethinde islam ordusu kaç kişiydi?

Cevap : 10.000 kişi idi.

Soru : huneyn-evtas harbi ne zaman oldu?

Cevap : hicretin 8.yılı şevval ayı miladi 630 da oldu.

Soru : islam da son harp hangisidir?

Cevap : tebuk harbidir.

Soru : tebuk harbi ne zaman oldu?

Cevap : hicretin 9.yılı miladi 630 da.

Soru : peygamberimzin en küçük oğlu olam hz.ibrahimin annesi kimdir?

Cevap : marye-i kıbtıye r.anha dır.

Soru : biset neye denir?

Cevap : peygamberimize peygamberliğin verildiği yıldır.

Soru : mescidi dirar neye denir?

Cevap : münafıkların müslümanları parçalamak için küba mescidine karşılık olarak medine-i münevvere yakınların da inşaa ettikleri zahirde mescid fakat iç yüzü müslümanlığa suikastla dolu olan zararlı mesciddir.

Soru : peygamberimizin gıyabın da cenaze namazı kıldığı kişi kimdir?

Cevap : habeş hükümdarı necasidir.

Soru : veda hutbesi neye denir?

Cevap : peygamberimiz hicretin 10. yılında arafatta 100 bin hacıya hitaben okuduğu meşhur hetbedir.

Soru : peygamberimiz ne zaman vefat etti?

Cevap : rebiulevvel ayının 12.pazartesi gecesi miladi 632 tarihinde 63 yaşında vefat etti

Soru : peygamber efendimizin cenazesini kim yıkadı?

Cevap : hz.ali yıkadı.hz.abbas oğlu fazl ile zeyd oğlu usame yardım ettiler.

Soru : peygamberimiz nereye defnedildi?

Cevap : vefat ettiği hz. aişenin odasına defnedildi.çünkü peygamberler vefat ettiği yere defnedilirdi.

Alta GörDügnüz SiteLerden
iSlami & Dini & iLahi & Sohbet
Sitelerinden BagLana BiLirsiniz…
wWw.DiniSohbet.Gen.Tr
wWw.iLahiyeri.Com
wWw.iSlamiSohbetyeri.com
wWw.iLahiSohbet.oRg
wWw.IRCte.Net
wWw.iLahiyeri.Net
wWw.iLahiyeri.Org

Yazan: admin Tarih: Kasım 19, 2009

NAMAZ
Namaz dinin direği, ibadetlerin en üstünüdür. Yüce Allah’a karşı en önemli ibadet görevimiz günde beş defa kıldığımız namazlarımızdır. Erginlik çağına gelen, akıllı her müslümana günde beş vakit namaz kılmak farzdır.
Namaz, bizi yaratan, yaşatan, sayısız nimetleri veren yüce Allah’a karşı bir kulluk görevimizdir.
Namaz kılanlar, Allah’ın emrini yerine getirmiş, kulluk borçlarını ödemiş ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmuş olurlar.

NAMAZ NEDİR?

NAMAZIN ÇEŞİTLERİ
Namazın Farz, Vacib ve Nafile çeşitleri vardır.
1. Farz Namazlar: Beş vakit namaz ve cuma namazıdır.
2. Vacip Namazlar: Vitir ve bayram namazları, adanan namazlar, bozulan nafile namazların kazasıdır.
3. Nafile Namazlar: Farz ve vacip namazlardan başka kılınan diğer namazlardır.

NAMAZ VAKİTLERİ
Her işin belirli bir zamanı vardır. Günde beş defa kılınan farz namazların kılınması için yüce Allah belli vakitler tesbit etmiştir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı günde beş defa kılınan namazların vakitleridir.
Sabah Namazının Vakti: Sabaha karşı tan yerinin ağarmaya başlamasından, güneşin doğmasına kadar olan zamandır.
Öğle Namazının vakti : Güneş tam tepemize gelip, gölge, doğu tarafına uzanmaya başladığı vakitten itibaren -güneş tepe noktasında iken var olan gölge müstesna- herşeyin gölgesinin bir veya iki misli oluncaya kadar devam eden zamandır.
İkindi Namazının Vakti: Öğle namazı vaktinin bitiminden güneş batıncaya kadar olan zamandır.
Akşam Namazının Vakti: Güneş battıktan sonra başlayıp güneşin battığı yerde meydana gelen kızıllık kayboluncaya kadar olan zamandır.
Yatsı Namazının Vakti: Akşam namazının vakti çıktıktan sonra başlayıp sabah namazının vakti girinceye kadar devam eden zamandır.
Vitir Namazının Vakti: Vitir namazının vakti de yatsı namazının vaktidir. Ancak vitir namazı, yatsı kılındıktan sonra kılınır.
Cuma Namazının Vakti: Öğle namazının vaktidir.
Teravih Namazının Vakti: Yatsı namazının vaktidir.
Bayram Namazının Vakti: Bayram günleri sabahleyin güneşin doğuşundan yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra başlayıp güneşin tepe noktasına gelmesine kadar devam eden zamandır.

Her namaz, kendi vakti girdikten sonra kılınır. Vakti girmeyen namaz kılınmaz. Her namazın kılınma vakti, kendi vakti girdikten sonra başlar, bir sonraki namazın giriş vaktine kadar devam eder. En iyisi her namazı vaktin ilk giriş zamanında kılmaktır.
Güneş doğarken, tepe noktasında iken, batarken hiç bir namaz kılınmaz.
Beş vakit namazın fazları ile sünnetlerinin kaçar rekat olduğu aşağıda gösterilmiştir.

NAMAZ REKATLERİ

NAMAZIN VAKTİ SÜNNET FARZDAN ÖNCE FARZ SÜNNET FARZDAN SONRA VİTİR TOPLAM
SABAH 2 2 - - 4
ÖĞLE 4 4 2 - 10
İKİNDİ 4 4 - - 8
AKŞAM - 3 2 - 5
YATSI 4 4 2 3 13

NAMAZIN FARZLARI
Namazın farzları 12′dir. Bunlardan altısı namazın dışındadır, bunlara “Namazın Şartları” denir. Altısı da namazın içindedir. Bunlara da “Namazın Rükünleri” denir.
Namazın sahih olabilmesi için oniki farzın eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.

Namazın Şartları:
1) Hadesten Taharet: Hades denilen manevî kirin giderilmesi için, abdest almak, gerekli hallerde gusül yapmaktır.
2) Necasetten Taharet: Namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemektir.
3) Setr-i Avret: Namaz kılacak kişinin vücudunda örtünmesi gereken yerleri örtmesi demektir.
Erkeklerin: Göbek ile diz kapağı arasını (dizkapağı dahil),
Kadınların: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmeleri gerekir.
4) İstikbal-i Kıble: Namazı kıbleye dönerek kılmaktır. Kıble, Mekke şehrindeki kutsal bina olan Kâbe yönüdür. Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.
5) Vakit: Namazları kendi vakitleri içinde kılmaktır.Vakti gelmeden bir namazı kılmak caiz değildir.
6) Niyet: Hangi namazı kıldığını bilmek ve kalbinde hatırlamaktır. Niyetin dil ile söylenmesi sünnettir.

Namazın Rukünleri:
1) İftitah Tekbiri: Namaza başlarken tekbir almak demektir.
2) Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir.
3) Kıraat: Namazda ayakta iken biraz Kur’an okumaktır.
4) Rükû’: Namazda eller diz kapağına erişecek kadar eğilmektir.
5) Sücûd: Rükû’dan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymaktır.
6) Ka’de-i Ahîre: Namazın sonunda “Ettehiyyatü” okuyacak kadar oturmak demektir.

Namazın Vacibleri
1) Namaza “Allahu Ekber”sözü ile başlamak.
2) Farz namazların ilk iki rek’atında, nafile namazların her rek’atında Fatiha suresini okumak.
3) Farz namazlarının ilk iki rek’atında, vitir ve nafile namazların her rek’atında Fatihadan sonra sûre veya ayet okumak.
4) Fatihayı sureden önce okumak.
5) Secdede alın ile beraber burnu da yere koymak.
6) Üç ve dört rek’atlı namazların ikinci rek’atında oturmak (Buna ka’de-i ûlâ=birinci oturuş
7) Namazlardaki birinci oturuş ile son oturuşlarda ettehiyyatü’yü okumak.
8) Cemaatle kılındığı zaman sabah, cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının her rek’atında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rek’atında imamın fatiha ve sureyi açıktan, öğle ve ikindi namazlarında ise, gizlice okuması.
9) İmama uyan cemaatin fatiha ve sureyi okumayıp susması.
10) Vitir namazında kunut tekbiri almak ve kunut dualarını okumak.
11) Bayram namazlarında alınan ilâve tekbirler.
12) Ta’dili erkân, yâni ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak (Kadınlar biraz meyilli dururlar), rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, iki secde arasında tam oturmak.
13) Namazın sonunda sağa ve sola selâm vermek.
14) Namazda yanılma olursa sehiv secdesi yapmak.

Namazın Sünnetleri
1) Beş vakit namaz ile Cuma Namazı için ezan ve kamet getirmek
2) İftitah tekbirini alırken elleri yukarıya kaldırmak
3) Sübhaneke ve Eûzu-Besmele’yi sessizce okumak
4) Sağ eli sol el üzerine koymak
5) Fatiha’dan sonra gizlice ‘amin’ demek
6) Rükû ve secdeye eğilip kalkarken alınan tekbirler
7) Rüku ve secde tesbihleri. ( Rukû’da üç defa “SÜBHANE RABBİYE’L AZÎM” ve her iki secdede üçer defa SÜBHANE RABBİYE’L ÂL” demek.)
8) Rukü’dan doğrulunca “SEMİALLAHU LİMEN HAMİDEH” ve hemen arkasından “RABBENA LEKE’L HAMD” demek.
9) Kıyamda bir özür bulunmadığı takdirde iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak.
10) Rukü’da parmaklar açık olarak dizleri tutmak, dizleri, dirsekleri dik ve sırtı baş ile dümdüz halde bulundurmak.
11) Secdeye varırken önce dizleri, sonra elleri, sonra yüzü vere koymak. Secdeden kalkarken önce yüzü, sonra elleri, sonra dizleri kaldırmak.
12) Tahiyyatı sessizce okumak
13) Selama sağdan başlamak
14) Sütre edinmek (Önü açık yerde namaz kılarken önüne sütre koymak)

Namazı Bozan Şeyler
1) Namazda konuşmak.
2) Birşey yemek veya içmek.
3) Kendi işiteceği kadar gülmek (yanındakilerin işiteceği kadar gülerse abdesti de bozulur.)
4) Birine selâm vermek veya verilen selâmı almak.
5) Göğsünü kıbleden çevirmek.
6) Dünyaya âit bir şeyden veya bir ağrıdan dolayı ağlamak “ah” demek. (Allah korkusundan dolayı ağlamak namazı bozmaz.)
7) Öksürüğü yok iken öksürmeye çalışmak. (Elde olmayarak normal gelen öksürük namazı bozmaz.)8) Namazda bir iş yapmaya çalışmak.
9) Bir şeye üflemek.
10) Kur’an’ı, manası bozulacak şekilde yanlış okumak.
11) Ayeti mushaf’a bakarak (yüzünden) okumak.
12) Namazda abdesti bozulmak.
13) Teyemmüm eden kimsenin namazda suyu görmesi, mesh müddetinin namazda bitmesi
14) Sabah namazını kılarken güneşin doğması.
15) Cemaatle namazda kadınlarla erkeklerin arada bir perde olmadan yan yana bir safta kılması.
16) Namazda örtünmesi gereken yerlerin açılması ve bu açılmanın bir rükûn yapacak kadar süre devam etmesi.
17) Bayılmak, çıldırmak…

Namazın Mekruhları
1) Sıkışık abdestle namaz kılmak
2) Namazda elbise veya bir başka yerle oynamak
3) Namazda bir yere dayanmak
4) Gerinmek veya esnemek
5) Parmakları çıtlatmak
6) Özürsüz bağdaş kurmak
7) İnsan yüzüne karşı kılmak
8) Başı açık kılmak
9) Kıraatta, Kur’an-ı Kerimdeki sıraya uyulmaması. Bir sure atlamak
10) Erkeklerin secde ederken kollarını tamamıyla yere döşemeleri
11) Tek ayak üzerinde durmak veya bir ayağı yerden kesmek ve diğerine dayanmak
12) Namazda daha selam vermeden terleri veya yüze dokunmuş olan toprakları silmek
13) Namaz içinde, verilen selamı el veya baş işaretleriyle almak
14) İkinci rekatta birinci rekata göre daha uzun okumak
15) Yanmakta olan ateşe doğru namaz kılmak….

NAMAZ BİLGİLERİ

Ezan ve kamet nedir?
Ezan, farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek, bildirmek demektir.
Namaz Mekke döneminde farz kılınmakla birlikte, ezan hicretten sonra uygulamaya konulmuştur. Medine’ye hicretten sonra, Mescid-i Nebevî’nin inşası tamamlanıp düzenli bir şekilde cemaatle namaz kılınmaya başlanınca, Hz. Peygamber vakitlerin girdiğini duyurmak için ne yapabileceğini arkadaşlarıyla görüşmeye başlamıştır. Bu esnada Hz. Peygamber’e vahiyle, ayrıca sayıları yirmiye kadar ulaşan sahabiye rüyalarında bugünkü ezanın şekli öğretilmiştir. Hz. Bilal tarafından sabah namazında, yüksekçe bir evin damında okunarak uygulamaya konulmuştur.
Ezan, Müslümanlığın şiarı haline gelmiş müekket bir sünnettir. Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan edilmekte, hem de Allâh’ın büyüklüğü, Peygamberimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ve namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.
Kâmet ise, farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, “hayya ale’l-felâh” cümlesinden sonra, “kad kameti’s-salât” cümlesi eklenir. İster cemaatle, isterse tek başına kılınsın, erkeklerin her farz namazdan önce kâmet getirmeleri sünnettir.

Kaza namazlarında ezan ve kamet gerekir mi?
Ezan ve kamet vaktin değil, namazın sünneti olduğu için kaza namazı kılarken de ezan ve kamet getirmek sünnettir. Kamet getirilmeden kılınan namaz geçerli olmakla birlikte, terk etmek uygun değildir.
Birden fazla kaza namazı kılınacak ise, her bir namaz için ayrı ayrı ezan ve kamet getirilmesi daha faziletli olmakla birlikte, başta bir kere ezan okunup, her bir kaza namazı için ayrı kamet getirilmesi de mümküdür.

Hoparlörle ezan okumak caiz midir?
Ezan, İslâm dininde önemli bir yere sahip olan namaza çağrıyı sembolize etmektedir. “Duyurmak, bildirmek” anlamlarına gelen “ezan” kelimesi, terim olarak; farz namazlar için belli vakitlerde okunan “ bilinen özel” sözlerdir.
Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin geldiği ve cemaatle namaz kılınacağı duyurulmuş olmakta, hem de Allâh’ın büyüklüğü, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in O’nun elçisi ve namazın kurtuluş yolunun kapısı olduğu ilan edilmektedir.
Ezan namaz vakitlerini ilan olduğuna göre, ezanın muayyen kalıplarını muhafaza ve ifade etmek suretiyle bu ilanın, hoparlör veya hoparlörsüz yapılması arasında dini açıdan bir fark yoktur. Nitekim tarihi süreç içinde ezan ile amaçlanan bu gayenin (ilan) sağlanması için İslâm alemi çeşitli arayışlar içine girmişler ve Hz. Peygamber döneminde söz konusu olmayan minareleri inşa etmişlerdir. Gaye, ezan ile amaçlanan duyuru ya da ilanın kapsam alanını genişletmektir. Hoparlör sesin kuvvetini artırıcı bir alettir. Hoparlörden çıkan ses, aksi seda (yankı) değil; mikrofon başında okuyan veya konuşan kişinin kendi sesidir. Bu itibarla, daha uzaklardan duyulması için ezanın mikrofondan okunmasında dinen bir sakınca yoktur. Ayrıca minarelere konan hoparlörlerin, kıble veya başka bir cihette yer almasının da bir sakıncası yoktur.

Ezanın Arapça dışında başka dillerde okunması mümkün müdür?
Ezan, İslâm’ın değişmez bir simgesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Bu şekliyle özgün dilinde okunması konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak söz konusudur. Ezanın asıl amacı, vaktin girdiğini bildirip namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bunun temininin yolu da ezanı bilinen asli lafızlarıyla okunmasından geçer.

Namazların beş vakit oluşu
İslâm’ın beş temel esasından biri olan namaz, günün belli zaman dilimleri içerisinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Vakit, namazın şartlarından biri ve farz olmasının sebebidir. Kur’an’da, “ إن الصلاة كانت على المؤمنين كتابا موقوتا – Şüphesiz namaz vakitli olarak farz kılındı” (Nisa 4/104) buyurulmaktadır. Bu nedenle, namazların vakitlerinden önce kılınması caiz olmadığı gibi, vaktinden sonraya bırakılması da caiz değildir.
Kur’an-ı Kerim’de beş vakit namazdan söz edilmediği ileri sürülerek, günde beş vakit namazın farz olmadığı iddia edilemez. Belirtmek gerekir ki, sünnet olmaksızın Kur’an’ın doğru anlaşılması mümkün değildir. Kur’an’da namaz vakitlerinin tamamının başlangıç ve bitiş zamanları açıkça bildirilmediği gibi, nasıl kılınacağı da bildirilmemiştir. Namazın nasıl kılınacağı ve vakitleri Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir:
Cebrâil, Hz. Peygamber’e gelerek namazı bir defa ilk vakitlerinde, bir defa da son vakitlerinde kıldırarak namazın vakitlerini göstermiş (Müslim, Salât, 138); Hz. Peygamber de bunları ashabına bildirilmiştir (Müslim, Mesacid ve Mevâdiu’s-Salât, 138). Asr-ı saadetten günümüze kadar da, Hz. Peygamber’in gösterdiği gibi 5 vakit olarak kılınmıştır. Diğer taraftan, namazla ilgili Kur’an ayetleri bir bütün olarak ele alındığında, namazın beş vakit olduğu anlaşılabilir (bk. Bakara 2/238; İsra 17/78; Rum 30/17-18).

Kutuplar gibi vakitlerin teşekkül etmediği yerlerde namaz nasıl kılınır?
Vakit, namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler çıkabilir. Ancak alimler vaktin, namazın şartı, sebebi ve alameti olsa da, namazın asıl sebebi ilâhî hitaptır. Bütün Müslümanlar, bir günde yani 24 saatte 5 vakit namazla mükelleftir. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, meselâ kutuplarda 6 ay gece, 6 ay gündüz olduğu söylense de, bir gün yine 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır. Hz. Peygamber, Deccal hadisi olarak bilinen hadislerinde, günlerin uzun olduğu kıyamet gününde namazların takdir edilerek kılınması gerektiğini belirtmişlerdir (Müslim, Kitabu’l-Fiten ve Eşrâtu’s-Sâat, 20). Bu da göstermektedir ki, vakitlerin oluşmaması namaz kılmamak için bir gerekçe olarak kabul edilemez.

Namazlar cem’ edilmek (birleştirilmek) suretiyle kılınabilir mi?
Belirli şartları taşıyan her Müslüman’a günde beş vakit namaz farzdır. Her namaz kendi vakti içinde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de : “Namaz, müminler üzerine belli vakitlerde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır” (Nisa 4/103) buyrulmaktadır. Bu itibarla normal şartlar içinde her namazın vaktinde kılınması gerekir. Ancak geçerli bir mazeretin olması durumunda cem‘ yapılabilir.
Cem‘, “İki namazı birleştirmek” anlamına gelen bir tâbir olup öğle ile ikindi namazlarının öğle veya ikinde vaktinde; akşam ile yatsı namazlarının akşam veya yatsı vaktinde birlikte kılınmasını ifâde eder.
Pek çok sahih hadis; özellikle seferî iken öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarının birleştirilerek kılınabileceğini öngörmektedir. İbn Abbâs, “Rasulullah (s.a.v) Tebûk seferinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldı” demiştir. (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 51, 53) Başka bir hadiste de, Rasulullah’ın Medine’de (yolcu olmadığı), korku ve yağmur bulunmadığı halde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldığını rivayet etmiştir (Müslim, Salâtü’l-Musafirîn, 54).
Bu itibarla, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazları, alışkanlık haline getirilmemek ve geçerli bir mazerete dayanmak kaydıyla, hem takdim hem de tehir biçiminde (birini diğerinin vaktinde) cem edilerek bir arada kılınabilir.
Namazları birleştirerek kılacak kişi, bu namazları peş peşe ve sırasına göre kılar; iki farz arasındaki sünnetleri kılmaz.

Vaktinde kılınamayan namazlar kaza edilebilir mi?
Kur’an’da vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak açık bir ifade bulunmamakla birlikte, Hz. Peygamber bizzat kendisi vaktinde kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir: Peygamberimiz Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamışlar; bunun üzerine “Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allâh onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun” demiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir (Müslim, Mesacid ve Mevadi’u’s-Salat, N. 627). Ayrıca Hayber Fethinden dönerken, bir yerde konakladıklarında gece uyuya kalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir (Müslim, Mesacid ve Mevadi’u’s-Salat, N. 680). Yine Peygamberimiz “Kim namazı unutursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın” buyurmuş ve “ekımi’s-salâte li zikrî” (Taha, 20/14) âyetini delil getirmiştir (Buhârî, Mevâkîtü’s-Salati, No: 562; Müslim, Mesacid ve Mevadi’u’s-Salat, N. 680-684).
Unutma ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın terk edilen namazların kazası ile ilgili hadisin bulunmaması, bu namazların kazasının olmadığını göstermez. Zira, Hz. Peygamberin veya bir müminin prensipte bilerek farz namazları terk etmesi düşünülemez. Ancak Hz. Peygamberin bir mazerete binaen vaktinde kılınamayan namazları kaza etmesi ve bu yönde tavsiyede bulunması mazeretsiz olarak terk edilen namazların kaza edilebileceğinin de göstergesidir.

Yolculukta kılınamayan namazlar nasıl kaza edilir?
Namaz, kişinin zimmetine nasıl ve ne şekilde terettüp ederse, onu o şekliyle eda veya kaza edecektir. Yolculukta iken namazı kazaya kalan kişi, evine döndükten sonra da olsa, dört rekatlı olan farzları iki rekat olarak kaza eder. Mukim iken namazı kazaya kalan kişi de, yolculukta bu namazı tam olarak kaza eder.

Hangi vakitlerde kaza ve nafile kılınamaz?
Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:
a) Güneşin doğmaya başlamasından itibaren yaklaşık 45-50 dakika geçinceye kadar olan zaman içinde,
b) Öğle vakti girmesine yaklaşık 10 dakika kalmasından itibaren öğle vakti girinceye kadar olan süre içinde,
c) Güneşin batmasına 45-50 dakika kalmasından itibaren akşam namazı vakti girinceye kadar olan zaman içinde.
Ancak, güneşin batmasından önceki kerahat vaktinde, o günün ikindi namazının farzı kılınabilir. Ancak mazeretsiz olarak ikindi namazını bu vakte kadar geciktirmek mekruhtur.

Hangi vakitlerde nafile namaz kılınamaz?
Nafile namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:
a) İmsak vakti girdikten sonra, güneş doğuncaya kadar olan sürede (sabah namazının sünneti hariç),
b) İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar olan sürede,
c) Cem edilen namazlar arasında,
d) Farz namazının vaktinin daralması durumunda,
e) Farza durulmak üzere kamet getirilirken,
f) Cuma günü hatibin minbere çıkmasından sonra.

Kaza namazı borcu olan nafile kılabilir mi?
Kazaya kalmış namazların kazası ile meşgul olmak, nafile namaz kılmaktan önemli ve önceliklidir. Ancak vakit namazları ile birlikte kılınan düzenli nafileler (revatip sünnetler) ve teravih namazı imkânlar ölçüsünde kılınmalıdır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, “Kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği konu, farz namazlardır. Eğer bu tamamsa işi kolaylaşmıştır. Aksi halde, “bakın bakalım, nafileden, bir şeyi var mı?” denir. Nafile ile farz eksikleri tamamlanır..” buyurmuştur (Tirmzî, “Salât”,188; İbn Mâce, “İkame”, 202).

Bir namaz hem kaza hem sünnet niyeti ile kılınabilir mi?
Niyet namazın şartlarından biridir. Kişinin hangi namazı kıldığını bilmesi gerekir; hangi vaktin namazını kıldığını, farz, vacip veya nafile olduğunu, müstakil mi yoksa imama uyarak mı kıldığını niyetinde belirlemesi gerekir. Bu itibarla iki niyetle bir namaz kılınamaz.

Sünnet namazlar kaza edilir mi?
Kerahet vakti olmaması ve bir sonraki namazın vakti girmedikçe, beş vakit namazla birlikte kılınan sünnet namazlar kaza edilebilir. Müteakip vakit girdikten sonra sünnet namazlar kaza edilmez, yalnız farz namazlar kaza edilir.

Kısa kollu gömlek veya dar pantolonla namaz kılmanın hükmü nedir?
Kollar, erkeklerin namazda ve namaz dışında örtmeleri gereken uzuvlardan değildir. Dolayısıyla erkeklerin kısa kollu gömlekle namaz kılmalarında sakınca yoktur. Hareketleri engelleyecek şekilde dar pantolonla namaz kılmak ise, uygun değildir.

Kadınlar çorapsız ve başı açık namaz kılabilirler mi?
Buluğa ermiş müslüman bir hanımın namaz kılarken saçlarını ve diğer avret mahallini örtmesi gerektiği Hz. Aişe’den rivayet edilen bir hadis ile sabittir. Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah buluğ çağına ulaşmış kadının başörtüsüz namazını kabul etmez.” (Hakim en-Neysabûrû, Müstedrek; I, 251. Ebu Dâvûd, Salat, 85. No: 641. I, 422. Tirmizî, Salat, 277. No: 377. II, 215. İbn Mâce, Tahâre, 132. NO: 655. I, 214. Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 150, 218, 259. İbn Huzeyme, hadisin sahih, Tirmizî, Hasen, Hakem ise Müslim’in şartlarına göre sahih olduğunu söylemiştir.) Ayrıca Peygamberimizin eşlerinin evlerinde baş örtüsü ile namaz kıldıklarını (Malik, Salat, 10. No: 35-36) ve Peygamberimizin başı açık namaz kılan genç kızlara müdahale ettiğini ve buluğa eren kadınların başlarını örterek namazlarını kılmaları gerektiğini bildiren hadisler mevcuttur. (Ahmed, VI, 96, 236, 238; Tirmizî, Salat, 84. No: 640. I, 420; Ebu Davud, Salat, 85. No: 642. I, 422) Peygamber zamanından günümüze kadar ki uygulama da böyledir. Bu konuda İslam toplumunun orta görüşü hasıl olmuştur.
Buna mukabil, kadınların el, yüz ve ayakları avret mahalli olmadığından, çorapsız namaz kılabilirler.

Dar veya içini gösteren elbiselerle namaz kılınabilir mi?
Kadınların el, yüz ve ayakları dışında kalan bütün bedeni, erkeklerin ise göbek ile diz kapağı arası avret mahallidir. Buraların, namazda ve namaz dışında yabancılara karşı örtülmesi ve giyilen elbisenin vücut hatlarını belli edecek şekilde dar, tenini gösterecek şekilde ince olmaması gerekir.

İş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir mı?
Namazın şartlarından birisi de necasetten (pislikten) taharettir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı gibi namaza mani necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir.
Bu itibarla, işin cinsine göre iş elbisesinde bulunan badana, boya, madenî yağlar, pas ve benzeri kirler namazın sıhhatine manî değildir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur’an-ı Kerim’in emridir. Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde, gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.

Namaz kılarken kıbleye yönelmenin hükmü nedir?
Namaz kılarken Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Müslümanların kıblesi ise, Kâbe’dir. Kâbe’yi görenlerin bizzat kendisine, görmeyenlerin ise o cihete yönelerek namazlarını kılmaları gerekir. Bu husus Kur’an-Kerim’de şöyle belirtilmektedir: “(Ey Muhammed! Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.(Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun (namazda) hep o yöne dönün.” (Bakara, 2/144).
Uzaklardan Kabe’ye yöneliş, ancak takribi olarak gerçekleşebilir. Bu yönelişte esas olan, namaz kılanın cephesini Kabe istikametinden tamamen çevirmemesidir.
Yalnız yüzün kıbleden çevrilmesi ise mekruh olmakla birlikte namazı bozmaz. Bununla birlikte namaz kılanın, gücü yettiği kadar Kıble’ye doğru bir şekilde yönelmeye çalışması dini bir görevdir.

İşyerinde namaz kılmak için izin verilmiyorsa memur ne yapmalıdır?
Müslüman bir memurun ve işçinin, çalıştığı yerde namaz kılması için iş disiplini ve düzeni açısından işverenin veya amirlerin iznini alması uygun olur. Yine aynı şekilde işverenin veya işyerinde sorumluluk alan kimsenin, namaz kılmak isteyen memurlarına ve işçilerine, günlük dini görevi olan namazlarını kılabilme imkanını sağlaması gerekir. Şayet sağlamıyorlarsa kendi imkanları ölçüsünde kılabiliyorlarsa en azından farzlarını kılarlar. Bu da mümkün olmazsa namazlarını cem veya kaza ederler.
Ancak işçinin ve memurun namazı bahane ederek mesaisini suiistimal etmemesi gerekir.

Namazda,dudaklar hiç kıpırdatılmadan yapılan kıraat ile kıraat şartı gerçekleşmiş olur mu?
Fatiha ve diğer sureleri, namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden tekrarlama okuma (kıraat) sayılmaz, yani böyle yapmakla namazın rüknü olan kıraat yerine getirilmiş olmaz. Kişinin kendi duyabileceği bir sesle, fısıldar gibi, harfleri yerlerinden çıkartarak ve eğer yanında başkaları varsa onları namazda rahatsız etmeyecek bir şekilde okuması gerekir.

Sağır ve dilsizler nasıl namaz kılarlar?
Dilsiz ve sağırlar, ibadetlerle mükellef olma açısından diğer Müslümanlar gibidir. Dolayısıyla namaz kılmakla, oruç tutmakla ve diğer ibadetlerle yükümlüdürler. Namazın farzlarından olan iftitah tekbiri ve kıraattin normalde telaffuz edilmesi gerekir. Ancak sağır ve dilsizlerin, tekbir ve kıraati kalplerinden geçirmeleri yeterlidir.

İma ile namaz
İslâm dini kolaylık üzerine bina edilmiştir. Ayrıca sorumluluklar ve kulluk da kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre, ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılar.
İmâ, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmektir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer. Secdede başını yere koyamayan kimsenin, bir şeyi başına kaldırarak ona secde etmesi caiz değildir. Böyle kişi imâ ile namaz kılar. Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rüku ve secdeye gücü yetmiyorsa, ayakta veya oturarak imâ edebilir; ancak oturarak imâ etmesi daha uygundur. Kaş veya göz ile ima ederek namaz kılınmaz. Başı ile ima etmeye gücü yetmeyen kimsenin namaz kılması gerekmez.

Namaz kılarken rekatlarda tereddüt eden kimse ne yapmalıdır?
Yapılan ibadet ve amellerin her türlü şüpheden uzak olması gerekir. Şüphe ve tereddütler amelin değerini düşürür ve kararsızlıklar meydana gelir. Bu yüzden dört rekatlı bir namazı üç rek’at mı, yoksa dört rek’at mı kıldığında ilk defa şüphe eden kimsenin bu namazı yeniden kılması gerekir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Sizden biri namazında kaç rek’at kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazı yeniden kılsın” (Zeylâî, Nasbu’r-Râye, II, 173).
Namazda şüphelenip kaç rek’at kıldığı hususunda kesin bir kanaate varamayan kimse en az rek’atı esas alarak namazına devam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir. Hz. Peygamber, “Sizden biri namazında şüphe ederse, üç mü dört mü kıldığını bilemezse, şüpheyi bıraksın ve en az rek’âtı esas alarak namazına devam etsin” buyurmuştur (Nesâî, “Sehv”, 24; İbn Mâce, “İkâme”, 132.). Buna göre dört rekatlı bir namaza başlayan kimse, kıldığı rekatın birinci rekat mı ikinci rekat mı olduğunda kuşkuya düşüp, bir tarafı tercih edemezse, kendisini bir rekat kılmış sayar ve birinci sayılan rekatın ikinci; üçüncü sayılan rekatın da dördüncü rekat olma ihtimali bulunduğu için, her bir rekatın sonunda ihtiyaten teşehhüt miktarı oturur, böylece dört oturuş yapmış olur ve sonunda sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar.

İmamdan farklı bir mekanda, hoparlör bağlantısıyla imama uyulabilir mi ?
İmam ile imama uyanların namaz kıldıkları yerin bir olması gerekir. İmamın sesini işiterek veya kendisini görerek namazdaki hareketlerini anlarlarsa, imama uymak sahih olur. İmamı görmeyen ve sesini de duymayan kişi, cemaatten bazılarını görmesi veya cemaatten tekbir getiren kişinin tekbirini duyması halinde imama uyabilir. İmam ile imama uyanların namaz kıldıkları yerin hakikaten veya hükmen bir olması gerekir. Bu itibarla, ses bağlantısı olmak kaydıyla, cami olarak kullanılan binanın farklı kat ve bölümlerinde, imama uyarak namaz kılınabilir.

Seferi olan kişi imamlık yapabilir mi?
Seferi olan bir kişi, hem seferî, hem de mukim olan cemaate imamlık yapabilir. Seferi olan kişi, dört rekatlık farz namazlarda imamlık yaptığında, karışıklığa sebep olmamak için, seferî olduğunu, namazı iki rekat olarak kılacağını, mukim olan cemaatin namazlarını 4’e tamamlaması gerektiğini hatırlatması uygun olur.

Kadının imamlık yapması?
Kadınların namazda imamlık yapması, bir kadının diğer kadınlara imamlığı ve kadın-erkek karışık cemaate veya sadece erkeklere imamlığı olarak iki kısma ayrılır.
Kadının diğer kadınlara imamlığı konusunda, Hz. Peygamber (s.a.)’in hanımlarından Ümmü Seleme ve Hz. Aişe’nin kadınlara imam olarak namaz kıldırdıklarına, bu durumda öne geçmeyip ilk safın ortasında durduklarına ait ilk devir hadis kaynaklarında bilgiler vardır. Kadınların günlük beş vakit namazda olduğu gibi, teravih namazında da diğer kadınlara imamlık yapmaları İs1am fakihleri tarafından caiz görülmüştür .
Bir kadının, erkeklere veya kadın-erkek karışık cemaate imamlık yapması ise, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i, Ebû Dâvûd’un Sünen’i, İbn Hüzeyme’nin Sahih’i, Beyhakî’nin Sünen-i Kebîr’i ve Hakim’in Müstedrek’i gibi pek çok kaynakta yer alan bir rivayete göre, Hz. Peygamber, istisnâî olarak Ümmü Varaka isimli bir hanıma, biri erkek diğeri kadın iki köleden oluşan kendi ev halkına imamlık yapması için izin vermiştir. Bu rivayete dayanarak, Ahmed b. Hanbel, Ebû Sevr, Müzenî, Taberî, İbn Teymiyye gibi alimler, kadının zaruret halinde erkeklere de imamlık yapabileceğini söylemişlerdir. Ebû Hanife, Şafiî gibi müçtehitler ile, fakihlerin çoğunluğu ise, kadının erkeklere imamlığını caiz görmemişlerdir.

Büyük günah işleyen kişi imamlık yapabilir mi?
İmamlık yapacak kişinin, ibadet ehliyetine sahip olması gerekir. Cemaatle kılınan namazlarda, imamın namazı sahih olduğunda, cemaatin namazı da sahih olur.
Büyük günah işleyen kişinin arkasında kılınan namaz sahihtir (Ebû Davud, “ Salât” 63, Şevkani, Neylü’l-Evtar, III, 184-185.). Ancak imam olan kişinin, dindar, günah işlemekten sakınan, cemaat tarafından sevilen, güzel ahlaklı biri olması uygundur.

Mezhep farklılığı namazda iktidaya engel midir?
Mezheb farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir; bir kimse başka mezhepten birine uyabilir. Onun kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırması gerekmez. İmamın namazı kendi mezhebine göre sahih olduğunda, cemaatin namazı da sahih olur.

Kadınların erkeklerle aynı safta namaz kılmasının hükmü nedir?
İster cuma, ister bayram, ister cenaze, hangi namaz olursa olsun, kadınlar erkeklerle birlikte namaz kıldıkları takdirde, erkeklerden ayrı, uygun bir yerde namaza durmaları gerekir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) namaz saflarını önce erkekler, sonra erkek çocuklar en arkada da kadınlar olmak üzere düzenlemiş; “Namazda erkek saflarının en faziletlisi en önde olanı, fazileti en az olanı ise en arkada bulunanıdır. Kadın safların en faziletlisi ise en arkada kalanı, en az faziletlisi ise en önde olanıdır.” (Müslim, “Salat” , 132; Ebu Dâvud, “Salat”, 97. Tirmizi, “Mevakıt”, 52; Nesai, “İmame”, 32; İbn Mace, “İkame”, 52) buyurmuştur.
Bu şekildeki uygulama, kadınların ikinci sınıf konuma indirgenmesi anlamına olmayıp, herkesin anlayabileceği tabii, fıtri bir takım sebepler yüzünden, hem kadınların hem de erkek cemaatin daha huşu ve sükûn içerisinde namaz kılmaları içindir.

Cemaatle namazdan sonra topluca tespih çekmek bid’at midir?
Namazlardan sonra bilinen şekliyle tesbihat ve zikirleri çekmek, sahih hadislerle tavsiye edilmiştir. Bu tesbihat topluca çekilebileceği gibi, münferit olarak camide veya cami dışında çekilebilir. Bu nedenle, cemaatle namazdan sonra topluca tespih çekilmesi bid’at sayılmaz.

CUMA NAMAZI

Cuma namazı kaç rekattır?

Cuma namazının farzı iki rekattır. Kişinin esas sorumlu olduğu bu iki rekat farzdır. Bunun yanında farzdan önce dört rekat, farzdan sonra dört rekat olmak üzere sekiz rekat da sünneti vardır.

Kimler Cuma namazı kılmakla mükelleftir?
Cuma namazı, kadın, hasta, yolcu, hürriyeti kısıtlı ve cemaate katılamayacak derecede mazereti olanlara farz değildir. Bununla birlikte kılmaları halinde namazları geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmez.
Dinimize göre hasta ve yolcu olanlarla, stratejik önemi haiz yerlerde hizmet verenler hariç, akıllı ve ergenlik çağına gelmiş her Müslüman erkeğe Cuma namazı kılmak farzdır.

Cuma günü ve Cuma vakti çalışılır mı?
Kur’an-ı Kerim Cum’a Suresi’nin konu ile ilgili 9 uncu âyetinde “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır” buyurulmaktadır. Buna göre Cuma namazı kılmakla yükümlü olan kişilerin Cuma vaktinde alışveriş yapmaları ve çalışmaları caiz değildir. Ancak, Cuma namazı kılmakla yükümlü olmayan kişilerin alış-veriş yapmasında ve çalışmasında dinen bir sakınca yoktur
Cuma saatinde, Cuma namazı ile yükümlü olanların alışveriş yapması caiz olmamakla birlikte bu tür akitlerden elde edilen kazanç helaldir.
Cuma namazı kılmakla dînen yükümlü olan satıcının iş yerinde Cuma namazı kılmakla yükümlü olmayan birisini istihdam etmek suretiyle iş akışının devamını sağlamasında dinî açıdan bir sakınca yoktur.

İşyerlerindeki mescitlerde Cuma namazı kılınabilir mi?
Yetkili mercilerden izin alınmak kaydıyla, iş yerlerindeki mescitlerde Cuma namazı kılınabilir.

Zuhr-i âhir namazı ve hükmü?
Zuhr-i âhir namazı, son öğle namazı anlamına gelir. Bu namaz, bir kısım İslâm bilginleri tarafından, Cuma namazının sahih olmaması ihtimaline binaen, ihtiyaten kılınması öngörülen o günkü öğle namazıdır.
Sıhhat şartlarındaki ihtilaf sebebiyle Cuma namazının geçerli olmaması ihtimalinden hareketle zuhr-i ahir namazının kılınmasının gerektiğini ileri sürenler olduğu gibi, buna karşı çıkanlar da olmuştur.
Zühr-i Ahir Namazının Gerektiğini İleri Sürenlerin Delilleri
Zühr-i ahir namazının gerektiğini ileri sürenlerin hareket noktası, bir yerleşim biriminde birden fazla camide Cuma namazının sahih olmaması ihtimalidir. Bunlara göre, bir ihtiyaç bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınır. İhtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerininki olmaz. Bu durumda diğerlerinin öğle namazını kılmaları gerekir. Hangisinin önce kılındığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür. Bunu da, Cuma namazının toplanmak ve hutbe için meşru kılındığı gerekçesine ve Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma kılındığına dayandırmaktadırlar (Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc, I/544; Nevevî, el-Mecmû’, IV/451-452; Sahnûn, el-Müdevvene, I/277-278; İbn Kudâme, Muğnî, III/212; Hurâşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II/74-75).
Zühr-i Ahirin Kılınmaması Gerektiğini İleri Sürenlerin Delilleri
Zuhr-i Ahirin kılınmasına karşı çıkanlar, şüpheyle yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, bu namazın kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, “belki Cuma namazı sahih olmamıştır” şüphesiyle zuhr-i ahir kılmak, Cuma namazını ifsat eder. Ayrıca zuhr-i ahir kılınması gerektiği ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, öğlenin farz olduğunu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır. İbn Nüceym, Alaü’d-din Haskefî, İbn Abidîn, Cemaleddin el-Kasimî, Mehmet Zihni Efendi gibi bilginler bu görüştedirler (İbn Nüceym, Bahru’r-Rayik, II/154-155; İbn Abidîn, Reddü’l-Muhtâr, I/536, 541; Cemalettin el-Kasımî, Islahu’l-Mesâcid, s.50; Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, 439-440).
Bir kısım alimler ise, daha da ileri giderek, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zühr-i ahir kılmayı bidat kabul etmişlerdir (Azim Abâdî, Avnü’l-Ma’bûd, III/397,406; Reşid Rıza, Fetâvâ, I/199-200,301-305; III/941; IV/1551, 1591; VI/2521).
Zühr-i ahirle ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, Hz. Peygamber’in zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen ayetleri Hz. Peygamber’in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.
Bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde cumanın kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Öyle ki, İmam Şafiî Bağdat’a gittiğinde birden fazla yerde Cuma namazı kılındığını gördüğü halde, buna karşı çıkmamıştır (Nevevî, Mecmû, IV/452; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, I/544). Günümüzde ise, bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.
Zühr-i ahir namazının ihtiyat sebebiyle kılındığını ileri sürülmek, sağlam bir temele dayanmamaktadır. Zira, ihtiyat iki delilden kuvvetli olanı tercih etmektir. Halbuki, Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur’an-ı Kerim’de, “Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar” (Bakara 2/286); “Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.” (Hac 22/78) buyrulmaktadır.
Diğer taraftan ihtiyat, bir faydaya mebni olmalıdır. Oysa, zuhr-i ahirin kılınması gerektiğini söylemek, insanların Cuma’dan sonra kılınacak sünneti terk etmelerine sebep olmaktadır. Farzdan sonra sünnet namazdan başka bir namaz olmadığı anlatılır ve uygulama da buna göre olursa, bu sünneti yerine getirenlerin sayısı artacaktır. Asıl ihtiyat, Allâh ve Rasulü Müslüman’ları ne ile sorumlu kılmış ise onları yerine getirmek, buna bir şeyi ilave etmemektir.

Cuma namazını terk etmenin hükmü nedir?
Özürsüz olarak Cuma namazını terk eden bir Müslüman büyük günah işlemiş olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde, özürsüz olarak üç cumayı terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği ifade edilmektedir. Bu itibarla geçerli bir mazeret olmadıkça Cuma namazının terk edilmemesi gerekir.

Yazan: admin Tarih: Kasım 5, 2009

DuaLar

10-11-09

Arabaya Binerken Okunacak Dua
——————————————————————————–

“Bismillahi, sübhanellezi sahhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehu mukrinin ve inna ilâ Rabbinâ lemünkalibün.”

(Allah’ın adıyla. Bunu bize musahhar kılan Allah tamamiyle münezzehdir, yoksa onu zaptedemezdik. biz herhalde Rabbimize döneceğiz.) (11)
Bu dua arabalara binerken okunur. Tamamiyle Hakkın iradesine teslim olunduğunu ve O’ndan başka sığınalacak hiçbir varlığın bulunmadığını belirtmek için okunur. Zira Resulullah (s.a.v) Efendimiz her ne zaman deveye binse bu duayı okurlardı.

——————————————————————————–
Belli Bir Saatte Uyanmak İçin

——————————————————————————–
Belirli bir saatte uyanmak isteyen kimse,

Kevser sûresini üç defa ve Allah’a güvenle okuyup yatarsa, istediği saatte uyanır.

Bir Yeriniz Ağrıdığı Zaman

——————————————————————————–
Tirmizi’nin Enes b.Malik’ten rivayet ettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

Bir yerin ağrıdığı zaman elini, ağrının olduğu yere koy ve şunu tekrarla:

“Bismillahi e’uzu bi’izzetillahi ve kudratihi min şerri mâ ecidü min veca’i hâzâ” (3)

——————————————————————————–
Boş Malayani Konuşulan Meclislerde

——————————————————————————–
Kim, malayani konuşmaların çok oldugu bir yere oturur da, oradan kalkmazdan once şu duayı okursa bu yerde oturmaktan hasıl olan günahından arınmış olur.

“Allahım! Seni hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Senden mağfiret diliyorum, Sana tevbe ediyorum.”. (10)

——————————————————————————–
Çocuk Düşmemesi İçin

——————————————————————————–
Karısı hamile olup da erken doğum, çocuğun düşmesi veya geç doğması gibi korkular ve tehlikeler karşısında kalan bir kimse, parmağını hamile olan karısının karnına sürüp:

“Ya Mübdi” ismini 99 kere okursa Hak sübhanehu ve teala hazretleri o hamile kadını bu tehlikelerden saklar. (7)

——————————————————————————–
Çocuğun Huyunun güzelleşmesi

——————————————————————————–
Kötü huylu çocuğu olan bir kimse:

“Ya Mukît” ismini 7 kere bir boş kaba okusa ve o kabı su ile doldurup o kötü huylu çocuğuna içirse Allah’ın izniyle o çocuğun huyu güzelleşir. (7)

——————————————————————————–
Çocuğun İtaatkar Olması İçin

——————————————————————————–
Eğer, bir kimsenin oğlu kendine itaat etmezse şehadet parmağını onun eli üzerine koyarak “Yâ Şehîd” dese Allah’ın izniyle itaatkâr olur.(7)

——————————————————————————–
Çocuk Olması

——————————————————————————–
Çocuğu olmayan bir kadın, yedi gün oruç tutup iftar vaktinde “Yâ Musavvir, Ya Bari, Ya Halık” isimlerini su üzerine 21 kere okuyup üfürse ve o sudan iftar eylese Cenab-ı hak bu isimlerin hürmetine makbul bir çocuk ihsan eder.” (7)

Aşağıdaki ayetler dua makamında okundukları vakit, çocuk istemeye ve hayırlı bir mirasçı dilemeye yaramaktadır. Çünkü Zekeriya aleyhisselam Rabbine böyle dua eylemiştir. Bu bakımdan bizlerin de bu çeşit sıkıntısı olduğu zaman bu ayetlerle dua etmemiz menfaatımız icabıdır. (11)

“Fe hebli min ledünke veliyya”
“Binnaenaleyh, bana tarafından bir veli oğul ihsan et”
(Meryem, 5)

“Yerisüni ve yerisü min âli Yâkûb.”
“Ki bana da mirasçı olsun, Yâkub hanedanına mirasçı olsun” (Meryem, 6)

“Yühricüküm tıflen sümme li tebluğû eşüddeküm”
“Sonra bebek olarak çıkarmakta, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz için”
Mümin, 67

——————————————————————————–

Duanın Kabulü

——————————————————————————–
Büyük zatlar, bir kimse dua ettiği zaman 7 kere “Yâ Vehhâb” dese o kimsenin duasını Allah teala kabul eder, demişlerdir. (7)

——————————————————————————–
Evden Çıkarken Okunacak Dua

——————————————————————————–
“Bismillahi tevekkeltü alallah, velâ havle velâ kuvvete illâ billah.”

(Allah’ım ismiyle, Allah’a tevekkül ettim. Kuvvet ve ibadet ve taat yapmak ancak Allah’ın yardımıyladır.)

——————————————————————————–
Ezandan Sonra Okunmasını Tavsiye Ettikleri

——————————————————————————–
“Allahumme rabbe hâzihî’d-dav’veti’t-tâmmeh ve’s-salâti’l kâimeh, âti Muhammeden’il vesîlete ve’l-fadîlete ve’d-derecete’l-vâsiate ve’b'ashu mekamen Mahmûden ellezi veadteh. (6)

“Ey bu tam davetin sahibi ve kılınacak namazın Rabbi, Muhammed Aleyhisselâm’a vesile ve fazileti ver. O’nu kendisine vaadettiğin Makam-ı Mahmud’a eriştir.”

İşinde sebat eden, nimetine şükreden, ibâdetini güzel yapan, doğru konuşanlardan eyle! Sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk ver! Kaza ve kaderine rıza gösterenlerden eyle!

——————————————————————————–
Hafızayı Kuvvetlendirmek İçin

——————————————————————————–
“Allahummerzukna hıfzal mürseliyn ve ilhamel enbiyai ve fehmel evliyai bikeramike ya ekremel ekramiyn vebirahmetike ya erhamerrahimiyn.”

Seher vaktinde 70 kere 1 ay okumaya devam edilirse Allah’ın izniyle devam edenin hafızası kuvvetli olur.

——————————————————————————–
Hastalığın Allah’ın izniyle sıhhate dönüşmesi

——————————————————————————–
Hz.Hızır aleyhisselamdan nakledildiğine göre bir kimse bir hastanın hatırını sormaya gittiğinde şifa niyetine:

112 kere “Allahümme ente’l-melikü’l-hakku’llezi lâ ilâhe illâ ente yâ Allah ve Selâmü ya Kâfi”

3 kere de “Yâ Şifae’l Kulûb” dese o hastanın hastalığı Allah’ın izniyle sıhhate dönüşür.

“Yâ Selâm” Her kim bu ismi 161 kere hasta üzerine okusa o hasta sihhat bulur. (7)

——————————————————————————–
İhtiyacın karşılanması sıkıntının giderilmesi

——————————————————————————–
Bir şey isteyen, düşman elinde bağlı kalan, rızkında darlık olan, ticaretinde ve kazancında çokluk ve kârlıllık olmayan veya seyrü sülûkünde her hangi bir fethi olmayan kimse üç gece veya yedi gece boyunca gece yarısı abdest alıp ve iki rekat namaz kılıp başını açarak ellerini havaya kaldırarak “Yâ Vehhâb” dedikten sonra ihtiyacını Cenab-ı Hakk’a arzetse Allahü teala onun ihtiyacını karşılar, sıkıntısını giderir.

Bir kimse perşembe günü duha namazını kıldıktan sonra hiç kimse ile görüşmeden, konuşmadan “Yâ Semi” ismini 100 kere okuyup Allahü teala hazretlerine hacetini arzeylerse Hak teala onun ihtiyacını giderir.

Hali değişen, fakir, garip, kimsesiz, hasta olan bir kimse abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra “Yâ Lâtif” ismini 100 kere okuyup Allah’tan hacet dilerse, ihtiyacının giderilmesini isterse Allah’da onun ihtiyacını giderir. (7)

——————————————————————————–
İki kişi arasındaki bir ihtilafın kaldırılması

——————————————————————————–
Bir yemek üzerine “Yâ Vedûd” ismini 1000 kere okuyup sonra o yemeği o muhalefet eden kimseye verirse ve yedirirse aradaki anlaşmazlık ortadan kalkar.(7)

——————————————————————————–
Kaybettiği bir şeyi bulmak

——————————————————————————–
Bir kimse bir şeyi kaybetse, bir parça kağıt üzerine “Ya Hakk” lafzını yazsa ve geceleyin o kağıdı eli üzerine koyup gökyüzüne baksa o zayi eylediği şeyi Allah’ın izniyle bulur.(7)

——————————————————————————–
Kişinin Yaptığı Dualar İçerisinde En Hayırlısı

——————————————————————————–
“Allahümme innî es’eluke’l mu’âfâte fid dünya ve’l âhireti

(Ey Allah’ım! Senden dünya ve ahirette afiyet istiyorum.” (3) Kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azabından, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.

——————————————————————————–
Kişinin Kendi Ölümü İçin Yapacağı Dua

“Allahumme ahyini mâkânetil hayatü hayran li ve teveffeni iza kânetil vefatü hayren li.”

(Allah’ım, yaşamam hayırlı olduğu ana kadar beni yaşat, ölüm hayırlı olduğu anda da beni öldür.)

——————————————————————————–
Kur’ân-ı Kerîmi Bitirdiği Zaman

——————————————————————————–
“Allahım! Kur’ân-ı kerîm hürmetine bana rahmet eyle, Kur’ânı bana îmân, nûr, hidâyet ve rahmet kıl, Allahım Kur’ân-ı kerîmden unuttuğum oldu ise bana hatırlat, anlamadığım olduğu ise bana anlat, gece ve gündüzde Kur’ân okumayı bana nasib et, Kur’ân-ı kerîmi lehimde hüccet kıl. Ey âlemlerin Rabbi.”

——————————————————————————–
Mubin Duası

——————————————————————————–
Mühim işlerin kolaylıkla halledilmesi için Yâsin Suresi arka arkaya dört defa okunmalıdır. Yalnız her “mübîn” ayeti okununca yedişer defa “Mubîn” duası okunmalı. (9)

——————————————————————————–
Servet İsteme Duası

——————————————————————————–
“Allahumme inna nes’elüke-lhüdâ vettukâ vel-afafe vel-ğına”

(Allah’ım, Senden hidayet, takva, iffet ve helal yoldan servet isterim.) (11)

——————————————————————————–
Sütü az olan kadın

——————————————————————————–
Bir kimse “Yâ Metîn” ismini bir yemek üzerine yazsa ve sütü az olan kadına yedirse sütü çok olur. (7)

——————————————————————————–

Tuvalete Girerken Okudukları Dua

——————————————————————————–
“Bismillâh. Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habâis.

(Bismillâh. Allah’ım, hususi ve umumi bütün kötülükleri bünyesinde toplayan habislerden sana sığınırım.)

——————————————————————————–
Tuvaletten Çıkarken Okudukları Dua

——————————————————————————–
“Elhamdü lillâhillezî ezhebe anni’l-ezâ ve âfânî…”

(Bana rahatsızlık veren şeyleri giderip, sıhhat ve afiyet hibe eden Allah’a hamd olsun.)

——————————————————————————–
Üzüntü ve Tasa Halinde

——————————————————————————–
“Ya Hayyu ya Kayyum, birahmetike estagisu.

(Ey diri olan, ey Kayyum olan Rabbim rahmetin adina yardimını talep ediyorum.” (8)

——————————————————————————–
Vesveseyi Önleme Duası

——————————————————————————–
“Amentü billahi ve rusulihi, Allahu ahadün, Allahussamedü, lem yelid velem yuled, velem yekün lehu küfüven ahad.” (11)

(Allah’a ve O’nun bütün peygamberlerine inandım. Allah birdir. Yemez, içmez, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmadı ve doğrulmadı. O’na hiçbir şey denk olamadı.)

——————————————————————————–
Uyuyamayan Kimsenin Okuyacağı Dua

——————————————————————————–
“Allahumme ğarati’n-nücûmü ve hedeetil uyûnu, ve ente Hayyün Kayyûmün lâ-te’hüzüke sinetün ve lâ nevmün, yâ Hayyü yâ Kayyûmü ehdi leyli ve enim ayni.” (11)

(Allah’ım, yıldızlar söndü, gözler kapandı. Sen ise hayat sahibi, daima duran ve tutansın. Seni ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Ey Hay olan Allah’ım, Kayyûm olan Allah’ım, gecemi rahat kıl gözlerimi kapatıver.)

——————————————————————————–
Yatağa Girerken Okudukları Dua

——————————————————————————–
“Allahümme, kınî azâbeke yevme teb’asu ev tecme’u ibâdeke

(Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin veya topladığın gün beni azabından koru.)” (2)

——————————————————————————–
Yemeğe Başlarken Okunacak Dua

——————————————————————————–
“Allahume bârik lenâ fima razaktenâ ve kınâ azâbennar, Bismillah”
(Allah’ım; rızık olarak bize verdiğini bereketlendir, bizi ateş azabından muhafaza eyle. Allah’ın ismiyle başlıyorum.) (11)

——————————————————————————–
Yemek Yendiğinde Okunacak Dua

——————————————————————————–
“Elhamdü lillahillezi at’ameni hâzâ ve rezekanihi min ğayri havlin minni vela kuvetin.”

(Benim hiçbir kuvvetim yok iken bana bu yemeği ihsan eden ve onu bana rızık yapan Allah’a hamdederim.” (11)

Birlikte yemek yiyenlerin yapacağı dua:

“Elhamdü lillahillezi at’amena ve sekâna ve ca’alena minel muslimine”

(Bizler yediren, içiren ve bizi müsllümanlardan yapan Allah’a hamdederiz.) (11)

——————————————————————————–
Zalimden Korkar İsen

——————————————————————————–
Yâ ilâhe, Cebrâîle ve İsrâfîle ve Mikâîle ve Azrâîle ve yâ ilâhe İbrâhîme ve İsmâîle ve İshaka ve münzelit Tevrâti vel İncîli vez Zebûri vel Fürkân, Kün lî, câren min fülanibni Fülân, min kezâ ve kezâ

——————————————————————————–
Zor bir işle karşılaşan

——————————————————————————–
“Yâ Bedi” ismini “Yâ bedîü’s-semâvati ve’l-arz” şeklinde okusa Allahü teala hazretleri onun o zor işini halleder.

Bir kimsenin önemli ve mühim bir işi olursa onun hallini bilemezse akşam ve yatsı namazı arasında “Yâ Reşîd” ismini 1000 kere okursa o işinin görülmesi kendisine kolay ve onun içi aydınlık olur. (7)

Yazan: admin Tarih: Ekim 11, 2009

islam yeri

09-30-09

DİN NEDİR ?

İman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-ı Hak tarafından teklif olunan Hak ve hakikat kanunlarının hey’et-i mecmuasıdır.
Din, kâinatın, dünyanın hayatın ve insanın yaratılış gayeleri ve var oluş şekillerini açıklıyarak, onları mânasızlıktan ve abesiyetten kurtarır.
İnsanların cemiyet hayatında barış içinde ve kardeşçe yaşamalarını sağlar, hakiki saadete ulaştırır. Dinin zayıfladığı cemiyetlerde ırkçılık ve ihtilâlci ideolojiler yayılır. Milletin birlik ve dirliği bozulur.

Cenab-ı Hakk’ın Dergâh-ı Uluhiyyetine kulluk edasına vesile ve medar olan ibadet, İslâm, Şeriat’tir.

O halde, Din, dünya ve ahiret hayatında huzur ve mutluluk veren, bir düzendir. Bu düzen, Allah(cc)’ın koyduğu emir ve yasaklar ile ölçülenir, Rasulunun uygulamaları ve tavsiyeleriyle desteklenir, bunu kavrayanlar ve öğrenenler ile yayılır, öğretilir, ders alınır, yetiştirilir.

Günümüze kadar ne kadar çok din olursa olsun HAK DİNLER’in temel inancı kesinlikle değişmemiştir. Fakat insanlar, kendi fikir düşünce ve kendi anlayışlarını dine yansıtarak hüküm çıkarmaya kalktıklarından dolayı değiştirilmeler olmuşsada, hakiki DİN hiçbirzaman değişikliğe uğramamıştır.

Müslümanlarca bilindiği gibi günümüzdeki tevrat ve incillerin asıllarının olmadığı inancı vardır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’e inanarak onu okuyarak ve onu rehber edinerek hayatını sürdürenler Ayeti Kerimelerin Meallerindeki uyarıları görmemeleri imkansızdır. Eğer Allah(cc) bir konuda üstüne basa basa uyarı veriyorsa, hakiki kullar taviz vermeden hikmetini bilmesede inanırlar. Sonuçta emir EN BÜYÜK YERDENdir..

En doğru söz Allah(cc)’ındır. Okuyalım:

Yahûdîler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hiristiyanlar da, Mesîh (Îsâ) Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar! (Tevbe suresi,30.ayet)

(Yahûdîler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i (Îsâ’yı) Rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır. (Tevbe suresi, 31.ayet)

Allah’ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. (Tevbe suresi, 32.ayet)

Ey îmân edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Ve o kimseler ki, altın ve gümüşü biriktirirler ve onları Allah yolunda sarfetmezler, işte onlara elem verici bir azâbı müjdele! (Tevbe suresi, 34.ayet)

Dinde Zorlama Yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor ki:

Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir. (Bakara suresi, 256.ayet)

Bu ayetin LÂ İKRÂHE FİD-DÎNİ (Dinde zorlama yoktur) ayetin tefsirinde şöyle yazar:

Bir islam memleketinde yaşayan müşrik, îmân etmek veya cizye vermek hususunda seçim hakkında sâhibtir. Böyle bir kimseye İslâm’ı kabul etmek için zorlama yapılamaz. Ancak mü’min olan kimseler dinden çıktıkları taktirde, ahidlerini bozduklarından dolayı tevbe etmezlerse cezâlandırılırlar (Elmalılı,c.2,863)

Yazan: admin Tarih: Eylül 30, 2009